15.10.06

Vejetaryenliğin Faydaları


Bugünkü yazımı aslında çok önceleri yazmalıydım ancak dün gece izlediğim ''Hamburger Cumhuriyeti'' filminden sonra bu konuda bir şeyler yazmam gerektiği hissi geldi. Hamburger Cumhuriyeti Richard Linklater'in Eric Schlosser'in aynı adlı romanından adapte ettiği sarsıcı bir film. Film'in ve Kitabın orjinal adı ' Fastfood Nation'' . Amerika pazarındaki büyük fastfood zincirlerinden birindeki mide bulandırıcı olayları anlatan kitap basıldığı senelerde büyük yankı uyandırmıştı. Filmde hamburger etlerinde dışkı bulunduğu raporunun gelmesiyle devasa kesim merkezine giden üst düzey şirket yöneticisi kahramanımızın kaçak çalıştırdıkları Meksikalı işçilerin sömürülmesinden, idealist Kolarado'lu çevreci gençlerin eylem planlarına, ehil olmayanların kestikleri dondurulmuş etlere, hayatlarını 20 metrekarelik bir alanda doğarak saman ya da ot gibi otobur yiyecekleri bile vermeden suni yemlerle beslenip semirtilen ve inanılmaz saygısızca ve seri üretim mantığında öldürülen zavallı ineklerin ( artık maalesef onlara inek bile değil kesim hayvanı deniyor) trajik sonları dahil pek çok mide bulandırıcı şeye tanıklık etmesini anlatıyor. Üretilen hamburgerlere 'Big' esprili göndermesiyle McDonald's bayağı sert göndermelerde bulunan filmi ben 'filmekimi' çerçevesinde izledim. Umarım vizyona girer ve izleyemeyenlerde izleyebilirler. Şimdi diyeceksiniz ki : ''Bunda ne varki her gün televizyon haberlerinde babasını kesen, üzerine vazife olmayan topraklarda insanlara zülum eden milyonlarca vahşiyi seyrediyoruz. Bir ineğe kötü davranmışsın ne olacak?'' Bu durumda size sadece bir şey söyleyebilirim. Siz ne yiyorsanız O'sunuz! Evet yanlış duymadınız. Doğaya ve üzerindeki varlıklara sonsuz saygı duyan Şamanizm ve Budizm geleneğinde canını alacağınız varlıktan izin istemeniz ve sonra da ona teşekkür etmeniz inancı vardır. Siz ne yiyorsanız o'sunuz derken demek istediğim, ne şartlarda kesildiğini, kesildikten sonra ne şartlarda korunduğunu bilmediğimiz şeyleri bünyemize alıyorsak, bizim yaşamsal enerjimizi bu gıdalar sağlıyorsa, O zaman saygısızca, acımasızca ve hoyratça hayatına son verilen bu değerli varlıkların ölürken hissettikleri tüm acı ve korkuları ölümüyle beraber onun vücudunda kalır. Ve onu yiyene geçer. Bu Hinduların inanışı. Peki siz giderek artan etoburluğun ve şiddetin arasındaki bağı hala kuramıyor musunuz. Yani hayvansal besinler özellikle et insanı yırtıcılığa ve kavgaya sürükler. Peki gene konu başlığına dönelim 'vejetaryenlik' nedir, faydaları nelerdir? Vejetaryenlik etik bir anlayıştır. Bizimle aynı yerküreyi paylaşan diğer canlılarla bir olduğumuz, dolayısıyla kendi cinsimizi yemenin vücudumuza ve ruhumuza zararlı olduğuna inanan bir sistem. Vejetaryenliğin tarihi insanoğlunun yeryüzünde varoluşuyla aynı tarihe denk gelir. İnsanoğlu 120 katlı gökdelenlere jetlerle taşınmadan önce ataları tüm diğer primatlar gibi koloniler halinde büyük tropik ormanlarda yaşarken milyonlarca yıl sadece meyve ve yemişlerle beslenmiştir. Deprem, buzul çağı gibi doğa olayları karşısında başka bölgelere göç etmek zorunda kalınca, iklim değişikliği sebebiyle meyve bulamayıp aç kalmış, kendini savunmak için öldürdüğü hayvanın etini yemek zorunda kalmış ve ateşi bulduktan sonra da bu alışkanlığını sürdürmüştür. Vejetaryenlik uzakdoğuda ve Asya'da oldukça yaygındır. Bunun başlıca nedenleri ise inanç sistemlerinden gelmektedir. Uzakdoğu ve Asya'nın büyük bölümünde yaygın olan inanç ve dinlerden Budizm ve Hinduizm ancak kısıtlı miktarlar et tüketilmesine izin vermektedir. Din inancındaki perhiz geleneğinin bir uzantısı olarak aydınlanma yolunda, tanrı yolunda ilerleyen tüm ruhsal kişilerin ya da din adamlarının da et yememesi, fizik ve maddesel şeyleri reddederek yükselmelerini kolaylaştırmak için olduğu yolunda yorumlanabilir. Bu konuda bilgi almak isteyenler internetten ''vegan'' kelimesini araştırdıklarında zaten milyonlarca kaynak bulacaklardır. BUnun dışında vejetaryenlik vücudumuz için neden gereklidir. İnsan vücudun hakkında bilinmez pek az şeyin kaldığı günümüzde vücudumuzun etobur değil otobur vücudu olduğu bilinmektedir. Bağırsaklarımız etoburlarınki gibi kısa değil otoburların ki gibi uzundur dolayısıyla bağırsaklarda kalan et kokuşur ve öldürücü mikroplar üretir. Bağırsak, sindirim ve apandisit sorunları ortaya çıkar., Etobuların kesici dişleri sivri, keskin,küçük ve ayrıktır. İnsanınkilerse küt, uzun ve bitişiktir. Midemiz etobur hayvanların midesine hiç benzemez. Etoburlar dişleri ile parçaladıkları çiğ eti parçalamadan yutarlar ve hazmini mide kaslarına bırakırlar. Halbuki insan midesindeki kaslar, salgı bezleri ve pankreas salgıları eti bu kadar etkili ve hızlı sindiremez. Kas yapımız hızlı-kısa manevralarla atik olmaya yönelik değil, zaman içinde yükselen bir ivmeyle hızlanacak şekildedir. Et parçalayabilecek pençelerimiz yoktur. Yani bilimler, fizyoloji vs bilimdallarında yapılan araştırmalar, sağlıklı ve doğal yiyeceğimiz saptamakta bize yol göstermektedirler. Antropoloji bugünkü doğal olmayan alışkanlıklarımızın tersine, bu konuda bize açık ve dakik bilgiler vermektedir. Sonuç olarak, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek her zaman sağlıklı bir hayat, dengeli bir ruhsal yapı için iyi olacaktır fikrindeyim.

hepinize güzellikler dilerim.

aisha

Konu ile İlgili daha Detaylı Bilgi:

Kitaplar:

Vejetaryenliğin Yararları/ Sadık Hidayet




Dünya Vejetaryen Mutfağı/ Feza Şişman




The Food Revolution
by John Robbins




by Erik Marcus



Linkler:











No comments: